Hayvan Sevgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvan Sevgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2010 Pazar

Köpek Pansiyonu Tecrübesi

Köpeğini pansiyona bırakacaklar için tecrübe paylaşımı. Özellikle Bakırköy K9 Avrupa’ya verecekler için önemle okunması lazım.

Temmuz başında tatile çıkarken köpeğimiz Tarçın’ı IMG00097-20100704-1438[1] bırakmak için Bakırköy K9 Avrupa’ya teslim ettik. Bırakırken aşı karnesinide verdik ve 10 gün sonra alacağız dedik. Aradan 10 gün geçti ve eşim Tarçın’ı almaya gitti.

Teslim aldığında köpek öyle bir kokuyorduki, değil eve apartmanın bahçesine bıraksan herkes rahatsız olur, tahminime göre 10 gün boyunca tekbir yerde oturmuş kalkmş, yemiş içmiş, tuvaletini aynı yere yapmış ve pislik içinde kalmış.

Tüm bunların yanında hayvanın sesi kısılmış, nefes alıp verirken hırıltılar çıkartıyor, arka ayağının içi çizilmiş, kanamış ve kurumuş. Yani savaştan çıkmış bir hali var.

Köpeği aldık eve getirdik, akşam apartmanın otoparkında iki kova sıcak suyla yıkadık ve temizledik. Yarım kutu şampuan harcadık. Neyse tertemiz oldu, ertesi hafta denize soktuk ve sonrasında tekrar yıkadık artık kokmuyor.

Teslim ederken aşı karnesinide vermiştik, teslim alırken unutmuşuz, telefon ettim, arıyoruz, veterinere soralım falan diye bir sürü şey söylediler, belli ki bulamıyorlardı. Bir kaç gün telefonla aradım ama sonuç yok. Artık ümidi kestim karneyi kaybettiler bunlar diyerek son kez telefon ettim eğer bulamazlarsa gidip olay çıkartağım ama telefonda karneniz burada gelip alın dediler.

Sevinerek gittim, neyle karşılaştım dersiniz, bana boş K9 Avrupa aşı karnesini sundular. Bu nedir, ben size benim dolu olan karneyi soruyorum dedim, kasadaki görevli diye duran kız, bulamadık bakalım falan gibi lafı ağzında geveledi, ben oradayken masalara, çekmecelere baktı, karne yok, bulamıyorlar, tam o sırada kız bilgisayarı arkasına baktı ve benim karneyi buldu.

Anlayacağınız benim karne 20 gündür orada durmuş, ne veteriner bakmış ne pansiyona giderken incelemişler, öylesine formalite icabı karneyi istemişler ama hiç kullanmamışlar, üstüne üstlük nereye koyduklarınıda bilmedikleri gibi arayıp duruyorlar. Banada boş karneyi vermeye çalışıyorlar.

Sonuçta Bakırköy K9 Avrupa, bir daha uğramayacağım, işimin olmayacağı bir yer olarak bende iz bıraktı.

Edindiğim kötü tecrübeyi paylaşmak istedim.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Köpek sevgisi

Kardeşim (Atalay Karaman) geçen sene sonunda Husky (Sibirya Kurdu) cinsi bir köpeğe sahip oldu. İsmi Daisy.

Atalay’la birlikte apartman dairesinde büyüdüğümüzden, etrafımızda doğru düzgün hayvan hiç yoktu. Ben küçükken bahçeli bir evde oturmuşuz, annemle babamın bahçede tavukları, kedisi falan varmış ama apartmana taşınınca tabi hepsine veda edilmiş. Böyle olunca bildiğimiz köpekler, bizim için sokak köpeği, aman dikkat edelim, ısırırsa kuduz olursun korkularıyla öğretilmişti.

Geçen sene yavru iken gördüğüm Daisy ya bir karış yada iki karış büyüklüğündeydi. Böyle olunca insan rahat rahat sevebiliyor, onunla ilk temasını çok kolay yapabiliyorsun.

Husky cinsi köpeklerin dışarıdan bakınca en büyük özellikle tüylerinin yanında mas mavi gözleri. Yandaki resimdeki Daisy aslında 1-2 aylık ama bakışlarındaki dikliği görünce insan bunun büyüdüğü zaman sert mizaça sahip olacağını düşünüyor.

Atalay’ın bu köpeği almasından sonra fırsat bu fırsattır diyip çocuklarında köpek ile tanışmasını birşekilde onlarında hayvan sevgisini öğrenmesi, aslında köpek sevgisini öğrenmesini istedim.

İki hafta sonu Ozan ve Kaya’yı köpekle birlikte olabilmeleri için planladım. İlk gişimizde inanılmaz derecede bir şaşkınlık içinde gördümki, hayatlarında ilk defa bir köpekle oynayacak olan çocuklar sanki kırkıyıllık aile üyeleriymiş gibi Daisy ile oynuyorlar, onunla güreşiyorlardı.

Ozan ve Kaya’nın ilk gördüklerinde artık Daisy biraz büyümüştü. Yavaş yavaş oyunlar oynamaya başlıyordu. Özellike Ozan Daisy ile dışarıda koşuyor, üzerine ayaklarını uzatmasını, elini ısırmak için oyunlar yapmasına hiç korkmadan karşılık veriyordu. Daisy ve Kaya ise oyun oynamanın yanında farklı bir sevgi yumağı olmuşlardı. Daisy Kaya’yı nerede yakalasa yanaklarını ve boynunu yalıyordu. Sanki Kaya’nında ufak olduğunu anlamış ve onunla şakalaşıyordu.

Çocukların ilk temasının ardından 3-4 hafta geçmişti, tekrar gidip köpekle oynamak istiyorlardı, hava yağmurlu boşverin dememe rağmen ısrarla gitmek istediler. Kıramadım ve Bostancı sahiline gittik. Atalay Daisy’i getirdiğinde artık iyice büyümeye başlamış, sesi biraz daha gür çıkıyordu.

Ozan ve Kaya yaklaşık 2 saat kadar sahilde köpeği gezdirdiler, onunla oynadılar, onun kendileriyle oynamasına izin verdiler.

Köpek sevgisi inanılmaz farklı birşeymiş. Çocuklar ilk defa hayatlarında bir köpek ile birlikte oldular. Korkacaklarını dokunamayacaklarını düşünürken onlar yerlerde oynadılar, köpeğin onları yalamasına, üzerine ayakları ile çıkmasına izin verdiler.

Hayvan seven kişinin, insanı daha çok seveceğine inancım çok fazla. Çünkü bu canlılara yardım eden, onların daha iyi bir hayat sürmesi için çabalayan kişilerin, insanların faydasına yapılacak çalışmalarda daha aktif rol alacağı kesindir.

Çocuklarıma, bu sevgi ortamını oluşturacak fırsatları yaratmak için her türlü şartı zorlayacağım. (Atakan)

Evde Beyaz Şarap Yapımı

via IFTTT